Perşembe, Ağustos 23

Sema Öztürk: Oyunculuk kocaman


Oyunculuk kocaman bir okyanus

Sema Öztürk, "Avrupalı" filminde Cem Davran'la olan cüretkâr sevişme sahneleriyle ilgili ilginç bir açıklamada bulundu.

Siz seviştiğimize bakmayın. 'Avrupalı', basına yansıdığı gibi sadece güzel kızların rol aldığı, sevişme sahneleriyle dolu bir yapım değil. Filmin asıl derdi Yunanistan'la olan ilişkilerimiz ve Türkiye'nin Avrupa Birliği macerası.

"Avrupalı" filminde Cem Davran’la olan sevişme sahneleriyle gündemden düşmeyen genç oyuncu Sema Öztürk, "Oyunculuk kocaman bir okyanus yolculuğu gibi; bazen dev dalgalar ve fırtınalarla karşılaşabilirim... Benim asıl önemsediğim, gemimi limana yanaştırıp yanaştıramadığımdır..." diyor.

Biraz geçmişinizden bahseder misiniz?

- 1976 İstanbul doğumluyum. Çavuşoğlu Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü’nde
okudum. Kral TV’de VJ’lik yaptım, ’Şaka Gibi’ programının sundum ve "Kara Melek", "Ruhsar", "Hacı" gibi başarılı dizilerde rol aldım.

Sunuculuktan oyunculuğa transfer oldunuz değil mi?

- Evet, birçokları bilmez ama ben önce Kral TV’de sunuculuk yaptım daha sonra da "Kara Melek" dizisinde oynadım. Dizinin kadrosuna son sene dahil oldum. Sanem Çelik ayrılmıştı ve o dizide birçok bölümde rol aldım. Daha sonra "Ayrılsak da Beraberiz" dizisine dahil oldum. Aslında benim birçok dizide bölüm oyuncusu olarak da maceram var. Örneğin "Ruhsar" dizi bunlardan birisi. Ve sonra tiyatroyu denemek istedim. Büyük yankı uyandıran "Erkekler Ne İster" adlı tiyatro oyununda rol aldım. Bir ara "Şaka Gibi" programını sundum.

İktisat mezunusunuz, neden oyunculuğu seçtiniz?

- Üniversite yıllarında para kazanmak için televizyonda çalışmaya başladım. Harçlığımı çıkarıyordum ve yavaş yavaş popüler olmuştum. Aslında ben okuduğum bölümle ilgili kariyer yapmak istiyordum hatta bir bankaya girdim ama sadece 10 gün çalışabildim. O ortam bana göre değildi. Küçük bir ekrana bakıp rakamlarla uğraşmak istemedim. Yaratıcı, sanatçı ruhumla bu hayatta var olmak benim için daha önemli.

Ve asıl patlamayı da "Hacı" dizisinde yaptınız...

- Evet, "Hacı" çok kaliteli bir diziydi. Sevil adında ihtiraslı, tehlikeli bir kadını canlandırdım. Dizide hem Fikret Kuşkan’la ilişkim vardı hem de Milli Savunma Bakanı ile ihale bağlamak için görüşüyorum. Sevil, gözü kara, güç ve iktidar hırsı olan bir kadındı. "Hacı" benim için oyunculuk adına çok iyi bir deneyim oldu. O dizide birçok usta isimle kamera karşısına geçtim.

Oyunculuk sizin için profesyonel bir iş mi yoksa bir yaşam biçimi mi?

- Oyunculuk kocaman bir okyanus yolculuğu gibi; bazen dev dalgalarla bazen de fırtınalarla karşılaşabilirim ama bunların hiçbiri beni yıldırmayacak çünkü benim asıl önemsediğim, gemimi limana yanaştırıp yanaştıramadığımdır.

YALANI HİÇ SEVMEM

Örnek aldığınız, idolüm dediğiniz oyuncular var mı?

- Oyunculuk adına küçük bir çentik atmış, emek vermiş, bugün hayatta olan ya da olmayan tüm oyuncuları ustam olarak kabul ediyorum ve bunu çok değerli sayıyorum. Çünkü benim oyuncu olmamda hepsinin bir katkısı var.

Nasıl bir kişiliğe sahipsiniz desem...

- Çok sıcak kanlıyım, yeni tanıştığım bir insana sıcak davranarak onu sınarım. Daha sonra ilişkimin temellerini atarım. Nankör insanları hiç sevmem ve yalanı asla affetmem.

Sizi çok fazla gece hayatının içinde görmüyoruz...

- Medyatik olmak, barlardan çıkarken fotoğraflarımın çekilmesini arzulamıyorum. Ne yazık ki, televizyon ve sinema dünyasında büyük egolar var. Hepsi ego savaşı içinde. Ben bu savaşın içine girmek istemiyorum. Zaten dostlarım ve arkadaşlarım da bu camiadan değil. Benim tek bir derdim var o da işimde başarılı olmak. Ailemin benimle gurur duymasını istiyorum.

Biraz da son projeniz "Avrupalı" filminden konuşalım...

- "Avrupalı", çok ilginç bir film. Basına yansıdığı gibi sadece güzel kızların rol aldığı, sevişme sahneleriyle dolu bir yapım değil. Tabii demin saydığım temalar da var ama filmin asıl derdi çok farklı.

Nedir filmin asıl derdi?

- Film, bir aşk hikayesinin özelinde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme macerasını anlatıyor. Filmin çekimleri çok zor şartlarda yapıldı. Dışarda sıcaklığın 35 derece olduğu gün tarihi Cağaloğlu Hamamı’nda yaptığımız çekimleri hiç unutamam. Bayağı terledik o gün. "Avrupalı"nın absürd, sıra dışı bir mizah anlayışı var. Siz o sevişme sahnelerine bakmayın biz Ermeni meselesini de Türk-Yunan ilişkilerini de ele alıyoruz. Kısacası keyifli, matrak bir film çektik.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

- Bugüne kadar hep güzel projelerde yer aldım. Umarım bundan sonra da öyle olur. Çalıştığım herkese çok teşekkür ediyorum.

Hiç yorum yok: