Perşembe, Ağustos 30

Eczabaşı: Satmaktan başka yol yok


78 yaşındaki duayen işadamı-sanatçı Şakir Eczacıbaşı, Türk şirketlerinin yabancılara satışı ve özelleştirmelere ilişkin şu yorumu yaptı: Türkiye'nin elinde bir şey kalmıyor diye çok kızanlar var. Ama küreselleşmiş dünyada başka bir yol da yok!..

Şelale Kadak'ın röportajı

'Demokrasi, insan hakları ve çoğulculuk tüm insanlığın özlemini duyduğu ortak değerler ve ancak sanatın özgür ortamında yeşerebilirler..." Bu yıl 35'inci yılını kutlayan İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın (İKSV) tanıtım kitapçığı bu cümleyle başlıyor. Dile kolay, 34 yılda vakıf 62 ülkeden 37 bin 900'ü aşkın sanatçıyı ve 2 bin 720 gösteriyi 3 milyon 265 binin üzerinde izleyiciyle buluşturmuş; 25 yılda 2 milyon 400 bin sinemaseverin 107 ülkeden toplam 2 bin 919 filmi izlemesine olanak sağlamış.

Sophia Loren, Gerard Depardie ve Catherine Deneuve gibi dünyaca ünlü oyuncuları İstanbul'da ağırlamış. Düzenlediği bienaller, tiyatro festivalleri ve yurtdışında yapılmasına önayak olduğu 'Türkler' gibi önemli sergiler sayesinde Türkiye'nin dünyada daha iyi tanınmasına yardımcı olmuş. Kısacası İKSV, onca siyasi dalgalanma ve ekonomik krizle büyük zig zaglar çizen Türkiye'nin kültür sanatla biraz olsun nefes almasına ve bir anlamda dedikleri gibi sanatın özgür ortamı arttıkça daha çok demokrasiden söz etmemize sebep olmuştur.

İşte, İKSV Türkiye için böylesine önem taşıdığından, bu hafta Misafir Odası'nda, aslında 'duayen bir sanayici' olmasına rağmen sanatçı kimliğiyle anılmaktan çok daha mutlu olan ve kardeşi, İKSV'nin kurucusu Nejat Eczacıbaşı'ndan aldığı bayrağı daha ileri taşımak için çok çalışan bir isme, Şakir Eczacıbaşı'na mikrofon tuttum...

* Ekonominin gidişatından memnun musunuz? Yabancı sermaye girişinde büyük artışlar yaşanıyor mesela...
Bir bakıma yabancı sermaye yararlı. Özelleştirme çok önemli. Bildiğiniz gibi devletin bürokrasisinin elinden iş çıkmaz hale geldi. Türkiye'nin elinde bir şey kalmıyor diye çok kızanlar var. Ama küreselleşmiş dünyada başka yol da yok.

* Kendi grubunuzda da şirket satışları oluyor...
Oluyor. Çok üzüldük. O başka bir mesele.

* Yabancı sermayenin faydasına inanıyorsunuz. Eczacıbaşı'ndaki satışlara üzülmeniz duygusallıktan mı kaynaklanıyor öyleyse?
Yaşımdan olabilir. Duygusal olabilirim. Ama işin içinde olmadığım için yorum yapmam yanlış olur. Fakat dünya küreselleşirken, ben küreselleşmiyorum demekle bir yere gelinemez. Bir zamanlar bunlar oldu; bakın, AB'ye girmemiz ne kadar gecikti.

* Siz sanata gönül vermiş bir işadamısınız aslında. Peki mecburiyetten mi uzun yıllar Eczacıbaşı Holding'de çalıştınız?
42 yıl çalıştım. Ama hiçbir zaman sanattan kopmadım. Babamın etkisiyle eğitimim de işimle ilgili oldu. Bana kalsaydı doğrudan sanatla ilgilenirdim. Ama tabii hiç şikayetçi değilim. Orada da çok işler yaptık. Sonra sanılır ki sanayide hiç yaratıcılık yoktur. Oysa orada da yaratıcılık vardır. Sanatsal değil, başka türlü bir yaratıcılık vardır. Mesela, Vehbi Koç çok yaratıcı bir insandı. Ama bugün yeniden bir fırsat verilse bana, yine sanat alanında eğitim görür, sadece bu alanda çalışırım.

* Fotoğrafa tutkun olduğunuzu biliyorum. Peki ağabeyiniz Nejat Eczacıbaşı neye meraklıydı?
O, müziğe meraklıydı. Zaten İKSV'nin ilk şenliği müzik ağırlıklı İstanbul Festivaliydi. Nejat Eczacıbaşı, kuruluşundan, yani 1973'ten 1992'ye kadar başkanlığını yürüttü. Ayrılmadan önce yönetim kurulu üyelerine mektup yazmış ve benim gelmemi istemiş.

* Bu yıl 35'inci yılı kutlanıyor vakfın. Dünyada pek çok festival düzenleniyor. Sizce İKSV düzenlediği festivallerle dünyada farklı bir konuma geldi mi?
Dünyada binlerce festival var. Sadece sinemada 1.800 tane festival var. Caz da yine öyle. Müzikte belki biraz daha az. 150 tane bienal var. Ama yapılan bir araştırma daha çok yeni olmasına rağmen İKSV'nin düzenlediği İstanbul Bienali'ni yaratıcılıkta ikinci sıraya yerleştirmişler. Düşünün yılların Venedik Bienali bile daha geri sıralarda. Onun için biz her alanda çok önlerde bulunuyoruz.

BARTOLİ'DEN NEW YORK'TA ÖVGÜ DOLU KONUŞMA
* Eskiden New York Times gibi önemli gazetelerin sanat takvimlerinde yer almazdı Türkiye'nin festivalleri. Ama şimdi durum tam tersi galiba...
Hatta biliyorsunuzdur belki, ekler dahi çıkarıyorlar artık. Wall Street Journal geçen yılın bienali için özel ek çıkarmıştı. Reklamdan çok daha önemli bu. Reklam normal turistler için önemli olabilir belki. Fakat yapılan istatistiklere göre, sıradan bir turist 1 dolar bırakıyorsa, kültür turisti 14 dolar bırakıyor. Çünkü onlar Türkiye'ye gelince bir tatil köyüne yerleşip, üç öğün yemek yiyip, güneşlenip gitmiyorlar. Kültür ve sanat programlarını da takip ediyorlar. En iyi restoranlarda yemek yiyip, müzeleri dolaşıyorlar. İşte kültür turisti de reklamların etkisiyle kararını vermez.

* Türkiye tanıtımı adına aklınızda kalan önemli bir konuşma var mı mesela?
Olmaz mı! Mezosoprano Cecilia Bartoli geçen yıl New York'taki konserinden önce öyle bir konuşma yaptı ki mesela, ancak bu kadar iyi Türkiye tanıtımı olur. 'Şaşırdım. İstanbul'da öyle bir karşıladılar ki kıyamet koptu. Bu kadar güzel bir kent, bu kadar anlayışlı ve coşkulu insanlar başka yerde zor bulunur. Kendime şaşıyorum, beni kaç kere çağırdılar; neden daha önce gitmedim' demiş. Böyle konuşmalar çok olmaya başladı. Tabii böyle insanların gelip gitmesi başlı başına bir haber.

* Eczacıbaşı Grubu kurucuydu. Ama şimdi müzikte Borusan ismi öne çıktı...
Eczacıbaşı Topluluğu'nun desteği elbette devam ediyor. Ama bugün festivallerimize birçok kuruluş daha destek veriyor. Örneğin; Garanti, Borusan, Akbank...

Bülent ve Faruk iki kardeş işini çok iyi yapıyorlar

İKSV para sıkıntısı yaşıyor mu?
Hep var. Çünkü hep yeni projelerin peşinde koşuyoruz. Durmuyoruz.

* Kapı kapı dolaşıyor musunuz?
Kapı kapı dolaşmıyoruz. Kapı kapı dolaşmak bağış içindir. Bizim yaptığımız şirketlere, kurum kimliğini tanıtma hizmeti vermek. Şirketler İKSV ile proje yaptıkça bulundukları ülkenin kültür ve sanatına katkıda bulunduklarını da gösteriyor.

* Bu yıl müzikte en büyük sürprizlerden biri Norah Jones galiba...
Sürprizlerden biri Norah Jones. Bu yıl 35. yılımız, çok özendik festivallerimize.

* Eczacıbaşı'nın ajandaları çok meşhurdu. Şimdi onlar kitaplara dönüştü. Bu yılki kitabın konusu ne olacak?
Bu yıl oyuncular. Her türlü oyuncu. Ama oynarken.

* Yeğeniniz Bülent Eczacıbaşı'yı iş hayatında başarılı bulur musunuz?
İşini çok iyi yapıyor ki kardeşi Faruk'la birlikte, bu kadar iyi yürüyor şirketler.

* İstanbul Modern Sanat nasıl?
Gayet iyi gidiyor.

* İKSV'den ayrılması iyi mi oldu?
İyi oldu. Herkes kendi işini yapıyor şimdi. Oya ve Bülent hep müze kurmak istiyordu. Bizim katkılarımızla kuruldu. Onlar şimdi müzeye yoğunlaştı. Bizim de çok işimiz var. İKSV 2 bin dolayında sanatçının katıldığı beş festival, 350 etkinlik yapıyor yılda. Bir de Avrupa, Türkiye'nin kültür ve sanatını tanıtan şenlikler yapıyor.

Cumhuriyetin birçok unsuru mıhlanmış durumda, üzgünüm

* Türkiye yine bir seçime gidiyor. Siz neler düşünüyorsunuz?
Türkiye doğru dürüst yönetilirse eğer, geleceği çok parlak. Birtakım politikalarında kesinlikle hem fikir değilim ama tek parti hükümeti Türkiye için iyiydi. Koalisyonlar Türkiye'yi çok yıprattı.

* Ama ufukta yine bir koalisyon görünüyor...
Öyle görünüyor. Tabii onun da bir faydası var bizim gibi bir ülkede. Değişik açıları getirmek bakımından... Fakat siz de bilirsiniz, herhangi bir işte tek sorumlu olursa işler çok daha iyi yürür.

DÖRT YILDA BİR OY VER BU DEMOKRASİ OLAMAZ!
* Mitingler için ne düşünüyorsunuz?
Çok faydalı ve önemli buluyorum. Çünkü sivil toplum artık bu çağda çok önemli. Sivil toplumun geliştiği oranda demokrasiler gelişiyor dünyada. Sivil toplum olmasa, hiçbir hükümet dünyada bunca olayın altından kalkamaz. İkincisi, böyle oy verip dört yıl bekleyip, ondan sonra yine oy vermek demokrasi değil. Yani daima parlamentoya müdahaleniz, katılımınız olması lazım. O bakımdan da çok önemli. Düşünün ABD'de nüfusun yüzde 69'u bir sivil toplum kuruluşuna üye. Kural olarak da bu insanlar haftada dört saatini ayırıyor bu örgütlere. Avrupa Birliği'nde de son beş yılda sivil toplum örgütlerine katılım yüzde 20 oranında artmış. Bizde hiç yoktu ama şimdi artmaya başladı. Yüzde 5-6 civarında.

* Siz gittiniz mi mitinge?
Ben yaşım gereği katılamadım. Ama etrafımda giden çok oldu. Ben şu yönden olumlu buluyorum: Halkın, kamuoyunun sesini çıkartması lazım. Bir şeyi efendice dile getirmesi lazım. Bugüne kadar gördüğümüz hep kırıp dökme, kana bulayarak değil, çıkıp 'ben buna karşıyım' diyebilmesi lazım. Biz bunu gördük.

* Cumhuriyetle ilgili bir endişe duyuyor musunuz?
Ben duymuyorum. Bu kadar yol sonra, Cumhuriyetin birçok unsuru artık mıhlanmış durumda. Korku belki ilk yıllarda vardı. Hatta 50'lerde, 60'larda bile vardı. Ama onları geçtik. Fakat şunu da unutmamak lazım: Bir insan sadece korktuğu için meydanlara çıkmaz. Yaşam biçimine fazla müdahale edildiği için, rahatsız olduğu için, inançlarına karşı geldiği için insanlar böyle şeyleri yapar. Belki bunları her zaman da ifade edemiyorlardı. Ben meydanlarda çok şeye karşı çıkmak için yüründüğünü düşünüyorum. Mesela işsizlik korkusu olanlar da oradaydı.

Hiç yorum yok: